ARKAMIZDA HİÇBİR MEDYA VE REKLAM DESTEĞİ OLMADAN, SARIŞIN PERÇEMLİ HANIMLAR GİBİ, YÜZBİN DOLARLIK REKLAM BÜTÇEMİZ BULUNMADAN YENİKAPI HİKAYELERİ KİTABIM İKİNCİ BASKIYI YAPIYOR.
Çünkü önümdeki yazı masasına yitik gençliğimin bire-bir yaşanmış anılarını koydum. Sevinçlerimi, aşklarımı, acılarımı koydum. Artık geri dömeyecek gençliğimin yedi renk gökkuşağını koydum. Masmavi Karadenizi çimdikleyen yağmur tanelerini koydum. Göğe bakma durağındaki, simsiyah saçlı, tango yapan kızı koydum… Koydum oğlu koydum. Masa da masaymış haa. Bana mısın demiyordu.
Uzun lafa ne hacet Sevgili Doğan Ağabey’in( Hızlan) eleştirisini koydum.
“ Münir Göker kitabında 68 kuşağının günümüz gençliğine çok yabancı aşklarını, hüzünlerini, dostluklarını, sevgilerini anlatıyor. Herşeyin tertemiz olduğu iki milyonluk İstanbul’u, tül perdeli Kadıköy-Karaköy vapurlarını, Bağdat Caddesi'ndeki tramvayları ve şimdi yerinde çirkin apartmanların bulunduğu o güzelim köşkleri, hiç kirlenmemeşi medyayı, Orhan Boranlı, Münir Nurettin, Zeki Müren ve Saadetin Kaynaklı RADYO GÜNLERİNİ…
Göker; Steninbeck’in Yukarı Mahallesini Yenikapıya taşımış adeta.
Bu arada az amma öz okuyucularıma bir haberim var. Yeni Kitabım KEMANDAN KEMENÇEYE ( ANNEM) önümüzdeki haziran-temmuz ayında çıkıyor.Yine Çehov vari bir temel hikaye ve ona bağlı 20 hikaye..Boğazda yalısında keman çalan annemin babama aşık olup,Karadenize gelin gittiğini anlatıyorum.Babam müthiş iyi bir insan,dürüst onurlu annemi çok sevmiş ve kollamış. Ancak Annemin de kemandan kemençeye gitmenin düş kırıklığı var.taslakları yandaki bölümde okuyabilirsiniz. Erinç içinde kalın.