ANA SAYFA   ÖZGEÇMİŞİM   DÜŞÜNCELERİNİZ   İLETİŞİM
 
Büyük Klüp Dergisi
(CERCLE d'ORIENT)


Ekonomik Durum Gazetesi
Ahhh hürriyet
Sarışın perçemli hanımın yazdığı seks ve porno kokan post-modarn yazılar hangi hürriyet anlayışına giriyor?
karakolda2
 

Gandi

GANDİ

 

 

 

Geçtiğimiz yıllarda Oscar’lara boğulan Gandi filmi ,Yeni Delhi şehrindeki kutsal Ganj nehrinin görüntüsüyle başlar.Sinema diliyle uzak plandan çekilmiş kahverengi ve gri tonların hakim olduğu fotoğraf inanılmaz güzelliktedir.Bir ülkenin hüznü ve kurtuluş arayışı tek bir fotoğrafla bu kadar güzel anlatılabilir.Yönetmenliğini Richard Attenbourg’un yaptığı ve Gandi’yi büyük oyuncu Beng Kisley’in oynadığı film geçtiğimiz yıllarda Oscar ödüllerine boğulmuştu.  Filmin başında Mathaman Gandi; Hindu ve Müslüman ayrımcılığının  (Bizdeki Kürt- Türk tartışmasına çok benzer ) ve bu uğurda dökülen kanların durdurulması için daha sonra hareketin sembolü olacak ünlü beyaz pelerini ile bir dua toplantısına giderken fanatik bir Hindu tarafından vurularak öldürülür.

Ölürken,sarisini  yukarı doğru  çeker, gözlerini kapatır,yüzünde yıllarca onurlu,dürüst yaşamanın ve halkına hizmet etmenin verdiği hazla hafifçe  tebessüm eder ve ağzından şu sözler dökülür:

“ Taasuba ve fanatizme karşı mücadele etmeyi sürdürmeliyiz ,değişmeliyiz ve bu değişimi istemeliyiz..”

Beyaz perdede  1947 lerden bu güne dek yapılan en görkemli Cenaze törenini izlerken, spiker b.u görkemi şöyle ifade eder:

“ O bir özgürlük savaşçısıydı.Tüm umutları yıkılmış halkının önderiydi. Hiçbir mülkü olmadan,bir unvanı bulunmadan,taşınır ve taşınmaz hiç-bir mal varlığı edinmeden,sade,görkemli,onurlu ve dürüst yaşamı bir fanatiğin kurşunlarıyla noktalandı…”

Mahatma Gandi 1869 da Hindistan’ın kuzeybatı kıyısında Portbandr’da dünyaya geldi. Ülkesini İngiliz Emperyalizmininden kurtardığı 1947 yılında öldüğünde 78 yaşında idi.

 Ünlü İngiliz Aktör Beng Kinsley olağandışı benzerlikle ve büyük oyun gücü ile Gandiyi canladırıyor. Zaten müziği,sinema dili. Senaryosu,kostümü,ve yönetim-oyunculuğu ile gösterime girdiği geçtiğimiz yıllarda bırçok Oscar ödülü aldı.

 

Bu günlerde yalnız ve güzel ülkemizin yeni bir umudu yeşermekte.Kemal Kılıçdaroğlu.. O da Gandi’ye en az Beng Kingsley kadar benziyor.Bir tarafta gerçeklerden yola çıkmış önemli bir filmlerde oynamış Oscar ödüllü bir aktör. Diğer taraftan halkının özgürlük,yoksulluk,onur savaşına kendini adamış başka bir Gandi. Kemal Kılıçdaroğlu. Biri aktör diğeri Ülkenin yeni umudu.

Film ilerleyen dakikalarda Gandi’nin kendine bağlı arkadaşlarıyla Afrikalı Hintliler Kongresini kurduğunu,geriye dönüşlerle henüz onsekiz yaşındayken Londrada Hukuk eğitimi gördüğünü,Güney  Afrika’da bir Hint firmasında çalışmaya başlamasını,13 yaşında evlendirilmesini,dört çocuğunun olması ve 1906 yılında yaşadığı Afruka’da Zulu isyanı patlak verdiğinde , Güney Afrikada Transvalda şehrindeki bağımsızlık hareketinin önderi olduğunu anlatılır.

Ancak bu bağımsızlık hereketini artık ülkesi Hindista’na taşıması gerekir. Hindistan,yoksul,yalnız,yabancı baskısı altında,fanatik Hinduların veMüslümanların birbirini boğazladığı geri kalmış bir ülkedir.Bir İngiliz sömürgesidir.Bugünkü benzerleri gibi,Ülkede büyük bir ayrımcılık vardır. Yönetenler Ülkenin bütün değerlerin İngilizlere satmıştır. Artık bağımsızlık hareketi başlamalıdır. Gandi o ünlü pelerinini giyer,benliğini temizleme kararını alarak Emperyalist Yasalara karşı savaş açar.Benliğini temizleme Budizm ve Brahma dininden gelen var olmak mücadelesidir.

Film  hemen her sekansında Gandi’nin bu felsefesini anlatır. Yönetmenin dehşetli sinema diliyle Beng Kısley’in olağanüstü oyunculuğu ile. Gandi Hint halkına,sade giyimi,mütevazi kişiliği,her türlü şaibeden uzak temiz yüzü ile ( bu sahneler sanki Sn. Kılıçdaroğlu’unu CHP olağanüstü Kurultayında çekilmiştir) Satyagraha adını verdiği görüşlerini şöyle anlatır.

Bu en basit haliyle manevi  bir güçtür.Pasif bir direniştir. Silah ve fizik güç her zaman kullanılabilir. Ancak herkes bir santagraha olursa bütün silahlar susar, bombalar hedefini şaşırır,öldürmeler savaşlar durur,benliği temizleme öne çıkar.Satyagraha’nın temeli VARLIKLI OLMAK DEĞİL VAR OLMAKTIR..Var olmanın temel koşulu öncelikle İngilizler’den kurtulmak,sonra Hindular ve Müslümanların barış içinde ve kardeşçe yaşamasıdır…”

 

Bu felsefe dalga-dalga yayılır,Hint Ulusal Kongre Partisi de bu Satyanrrana direnişine katılr.Gandi dört yıl boyunca Sarisini ( Gandi Pelerini ) giyerek köy-köy kasaba-kasaba dolaşır. Hintlilere bağımsızlığı anlatır.Hiçbir zaman silahli mücadele tarafı değildir.Sonraları giydiği Sari bir kurtuluş sembolü olur.

Gandi’ye göre insan olmanın koşulu,varlıklı olmak değil var olmaktır. Buda insanın iç zenginliği ve direniş kaabiliyetidir.Açgözlülük ve kazınma hırsı insanları ve toplumu saldırgan yapar.Daha çok malım olsun,daha çok param olsun düşüncesinin karşıt fikri kendisinin yaşam biçimi olan bir lokma bir hırka değildir. Ancak iç zenginliğin verdiği ışıkla,alcakgönüllü olmak,güleryüzlü olmaktır. Haksızlığa,kanunsuzluğa,saldırganlığa ve bunların çağdaş boyutu olan emperyalizme,silahla,terörle değil ulusal bilinç ve iç zenginlik ile direnmelidir.

Köklerini Budizmden alan Gandi’nin bu fikri milyonlarca taraftar bulur. Bütün ölüm oruçlcrı halk tarafından desteklenir. Halk da artık önderleri gibi varlıklı olmak,kısa sürede köşeyi dönmek,emeksiz zengin olmak değil; az ile yetinen,iç zenginliği olan,direnişi silahla değil düşünce ile yapan SATYAGRAHA veya SİDARTA felsefesini benimsemiştir.

Budizmin temelini oluşturan,bu felsefe daha sonraki yıllarda birçok ünlü Batı yazarları tarafından paylaşılmıştır.Nitekim filmin yönetmeni ve başoyuncusu da budisttir.

 

Filmde Gandi’nin en büyük yardımcısı Pandit Nehru’nunda kişiliği belirgindir.Herzaman yanında olan büyük bir dosttur.Siyasi bütün çekişmelere ve İngiliz baskısına rağmen Gandi- Nehru dostluğu vurucu karelerle verilmiştir.

Gandi Nehru’nunda yardımıyla sessizlik ile birlikte direniş mücadelesi içinde esrar,uyuşturucuyla savaşa da hız verir.Çünkü emperyalistler sömürge ülkelerini uyuşturucuya alıştırmışlardır.Nitekim MAO öncesi Çinde de aynı durum  vardır.Kendisi de bir vetejeryan olduğundan hayvanlara iyi davranılmasını önerir.Bu arada İngiliz Sömürge Valiliğine  karşı büyük yürüyüş düzenleyerek(Mao’nun büyük yürüyüşü gibi) denize kadar ulaşır.Bu yürüyüş Dünyada silahsız direnişin en önemli örneklerinden birisidir. Hatta Mao’nun bu fikri Gandi’den aldığı söylenir.Yürüyüşün son günü deniz kenarından bir tutam tuz alarak yeni mücadelesini başlatır.

Sonunda Gandi ve Hindistan galip gelir.kolonyalist İngiltere Hindistanı terk eder.. Bağımsızlık kazanılır. Aynı politikayı sürdüren Nehru Hindistanı bu günkü gücüne ulaştırır.

Gandi bir fanatik Hindu tarafından 79 yaşında öldürülünceye kadar Hindistan halkını toplamış,birlik ve beraberliği silahlı mücadele olmadan sağlamış,emperyalizmi kovmuş, Hint halkının onurunu kartarmıştır. Bir tür milli kurtuluş savaşı vermiştir.Bu  dünyada belki de tek örnektir. Gandi’nini büyüklüğü buradadır.Atatürkle aşağı-yukarı aynı dönemde yaşayan büyük lider,Atanın yaptıklarının başka bir versiyonunun uygulamıştır Hindistan’da.

 

Bu bağlamdaGandi’ye fiziki benzerlik kadar,fikri benzerlik de önemlidir.

Medyamızın ritüel davranışı ve  anlı-şanlı köşe yazarlarımızın vazgeçilmez tutkusu gibi,güçlü gördüğüm insana yağ çekip,yalakalık yapmadım. Kimseye  gaz vermedim.

Eski bir sinema yazarı olarak,Gandi filmininin yorumunu   sevgili okuyucularımla paylaştım.

Bu bağlamda Sn. Kılıçdaroğlu’nun,dürüstlük,mütevazilik,yurtseverlik,hoşgörülü olmak,gibi Gandiye benzer bircok vasıfları dışında fiziki benzerliği de bir şans olarak yorumlanırsa,demokrat,yurtsever,Cumhuriyetçi,halkçı Türk insanının Gandi Kemal’den çok şey beklemeye hakkı vardır.

 

 Mademki demokrat bir ülkeyiz,ne anlı- şanlı köşe yazarlarının reyting amacından başka hiçbir şeye hizmet etmeyen yazıları,ne de davul zurnalı iktidara geliyoruz söylemleri hiç önemli değil. Önemli olan Gandi Kemal’in bu benzerliği lehine kullanması,bir de yapacağı icraat.

 

Gerisi necip Türk Halkının oylarına,başka bir deyişle önümüzdeki seçim sonuçlarına kalmış.

Ben inanıyorum ki Gandi Kemal kısır politikacılar gibi,gelecek seçimleri değil,Türk Halkının aydın geleceğini düşlemektedir.

 

                                                                                                          Münir Göker

 

                                                                                                         

 

 
Diğer Yazılarım
 
 
Diğer muktesebatlarda olduğu gibi,Hukumuz da AB kriterlerine göre düzenlenmiş,ancak hiçbir yanıt ve parasal destek alınmamıştır.Adliyeler için alınan yeterli olmayan miktadrlar da anlamsız işlerde kullanılmıştır. Örneğin UYAP adı verilen bilgisayar sistemi kesinlikle iyi sonuç vermemiştir.Bu konuda ayrıntılı yazılarımızı sürüdüreceğiz. işlemeyen bu sistem yerine apartamadan bozma adliye binaları yenilenmelidir.
Cumhuriyet gazetesi
Milliyet gazetesi
ITO gazetesi
Baro dergisi
Vatan gazatesi
Yeni asır gazetesi
Öz hakikat dergisi
Dünya Gazetesi
Diğer gazeteleri