ANA SAYFA   ÖZGEÇMİŞİM   DÜŞÜNCELERİNİZ   İLETİŞİM
 
Büyük Klüp Dergisi
(CERCLE d'ORIENT)


Ekonomik Durum Gazetesi
Ahhh hürriyet
Sarışın perçemli hanımın yazdığı seks ve porno kokan post-modarn yazılar hangi hürriyet anlayışına giriyor?
karakolda2
 

Bir zamanlar aktörlük de yaptık

Tabancamın sapını gülle donatacağım

Bülent Habora

Televizyonda, TRT 2’de ne zaman Rekin Teksoy’un tanıttığı bir film varsa mümkün olduğunca kaçırmamaya bakarım. Rekin Teksoy ve arkadaşı önce filmi tanıtır, yönetmenini, oyuncularını, senaristini, foto direktörünü ve diğerlerini... Rekin Teksoy’u izlerken, doğal olarak kendisini ilk tanıdığım günlere giderim. Beyoğlu gelir aklıma, 1960 başlarının Beyoğlu’su. Sonra Alabama Pasajı ve arkasından da 401 numaralı oda...

40l numaralı oda

Sanırım pasajın dördüncü katındaydı bu oda. 11 Mart l962’de yayınlanan bir yazıma şöyle girmişim: “Beyoğlu’ndaki Alabama Pasajı’ndaki 401 numaralı odanın kapısını açıp, şöyle bir içeriye göz attığınız zaman, çeşitli mesleklerden değişik kişilerle karşılaşırsınız. Örneğin bir avukat, bir gazeteci, bir tüccar, bir edebiyatçı, bir meyhaneci ya da bir karagöz oynatıcısıyla karşı karşıya gelebilirsiniz. (..) Bu kişiler el ele verip, anlaşıp bir film çevirmeye başlamışlardı.”

Bir film şirketiydi burası. Daha sonra bu topluluğa bir de müzisyen katıldı. Arkasından da 2 kapak kızı... Hepsi bir araya gelip, “Tabancamın sapını gülle donatacağım” adlı filmi çekeceklerdi. Filmin yönetmenliğini Avukat Rekin Teksoy yapıyordu. Sinemayla ilgileniyordu Rekin Ağabey, üstelik de çok iyi biliyordu. Ve bu ilk yönetmenlik denemesiydi. Filmin senaryosunu, o dönemde gazetecilikle ünlenen, daha sonra romanda adını “Hacizli Toprak” ve “Kerkenez”le duyuran Cengiz Tuncer yazmıştı. (Cengiz Ağabey, bu filmden sonra “Sevmek Seni” adlı bir filmin hem senaristliğini, hem de yönetmenliğini yapmıştı. Selma Güneri oynuyordu filmde. Senaryoyu da ben yayınlamıştım, Habora Yayınları arasında...) Filmin yapımcıları iki kişiydi: Murat Özgörener’le Kemal Bilbaşar. Biri ticaret alanında, diğeri edebiyat alanında isim yapmıştı.

Filmin oyuncuları

Şantör, besteci ve müzisyen İlham Gencer “Tabancamın sapını gülle donatacağım”ın başrol oyuncusuydu. Ekibin teknik kadrosu ve oyuncularının bazıları gibi, ilk kez bir filmde çalışıyordu. Örneğin Ataköy’deki sosyete meyhanesinin, ünlü “Gaskonyalı Toma”nın sahibi Toma da ilk kez kamera önüne çıkıyordu. Tıpkı karagöz oynatıcısı Altan gibi. Ünlü karikatüristlerimizden Tonguç Yaşar da rol almıştı. “Haydut Tonguç”u canlandırıyordu. Tonguç, Toma ve Altan üçlü bir haydut çetesiydi.

Dönemin, Dansöz Nana’ya yakın bir üne sahip olan dansözü Aysel Tanju da oyuncuların içindeydi. Bir genç vardı, Münir Göker. Sanırım ilk ve son filmiydi bu. Sonra adını hiç duymadım. Yine oyunculardan Sevil Candan ve Devlet Devrim Ses dergisinin kapak yıldızlarıydı. Gerçek adları Candan Keresteci ve Devlet Muhsin’di. Ama sinema için adları değiştirilmişti.

En ünlü, gerçek sinema oyuncusu Senih Orkan’dı. Bir de Hüseyin Kâşif vardı. Ayrıca başka genç oyuncular da. Örneğin Tümay Tunçalp, Tülin Elgin gibi... İşte böylesine bir kadroya sahipti, film. “Tabancamın sapını gülle donatacağım” sanırım türünde bir ilk örnekti, Türkiye’de. Polisiye komediydi.

İlhan Gencer bu ilk filminde Emcet Behçet adlı bir polis hafiyesini canlandırıyordu. 401 numaralı odada anlaşmaya imzasını atar atmaz İstanbul sokaklarını arşınlamaya başladık. Değişik yerlerde, elinde tabancasıyla Emcet Behçet’in fotoğrafları çekiliyordu, filmin afişlerinde ya da tanıtım resimlerinde kullanılmak için. İlhami Gencer, yanında Sevil Candan ve bir-iki oyuncu daha... Ben de, çalıştığım dergi için hem notlar alıyordum, hem de fotoğraf çekiyordum. Aklımda kaldığı kadarıyla hep Münir Göker’le birlikteydim. İkimiz de oradakilerin en genci olduğumuz için, iyi uyuşuyorduk.

Günlerce Cengiz ve Rekin ağabeylerin çektikleri film için peşlerinde dolaştım. Onlar nerede, ben oradaydım. Zaman zaman karışıyordum da bazı şeylere. Örneğin Aysel Tanju’nun saç biçimine karışmak gibi. Hiç unutmuyorum, Aysel Tanju’nun saçına bir biçim bile vermiştim. Ve o günden kalan tarağını da, sonra yıllarca ben kullanmıştım. Cengiz Ağabeye anlatmıştım durumu. O da, “Bu filme senin de emeğin geçti. O tarağı ücret olarak say,” demişti. Bir tarağa kuaförlük bile yapmıştım. Şimdi, “yarab” diyorum, “Sanat uğruna ne güneşler batıyor...”

Filmle ilgili ilk yazımı şöyle bitirmişim: “Avukatlı, şantörlü, gazetecili, edebiyatçılı, karikatüristli, meyhanecili bir ekip harıl harıl çalışıyor, boş durmuyor. Özellikle rejisör Rekin Teksoy, senarist Cengiz Tuncer, reji asistanı Mehmet Bozkuş en çok yorulanların arasında... Korkusuz hafiye Emcet Behçet’in maceraları pasajın 401 numaralı odasında başlıyor. Herkes hep Emcet Behçet için çalışıyor. Sonra hep beraber dışarı çıkıyorlar. Ondan sonra da iş çekime kalıyor... İstanbul kazan, onlar kepçe, dakikaları, saatleri günleri birbiri arkasına geriye bırakıyorlar. Emcet Behçet ateş ediyor. Emcet Behçet vuruyor. Emcet Behçet güldürüyor...”

Ekibin tek ciddi kişisi Rekin Teksoy’du. TRT 2’de, film tanıtımındaki Rekin Teksoy nasıl görünüyorsa, film çalışmalarında da öyleydi. Ötekiler ise... Sormayın, anlatmam. Cengiz Tuncer’in, Toma’nın, Tonguç Yaşar’ın, Altan’ın, Senih Orkan’ın olduğu ekibin nasıl film çektiğini varın, siz düşünün...

Gala gecesi yapıldı mı, film sinema salonu buldu mu, anımsamıyorum. Çünkü Cengiz Tuncer’in kahramanı Emcet Behçet’in maceralarını göremedim ben. Zaten kısa bir süre sonra da askere gittim.


 

 

 

Eski Yazılarım
 

 
Diğer Yazılarım...
 
 
Diğer muktesebatlarda olduğu gibi,Hukumuz da AB kriterlerine göre düzenlenmiş,ancak hiçbir yanıt ve parasal destek alınmamıştır.Adliyeler için alınan yeterli olmayan miktadrlar da anlamsız işlerde kullanılmıştır. Örneğin UYAP adı verilen bilgisayar sistemi kesinlikle iyi sonuç vermemiştir.Bu konuda ayrıntılı yazılarımızı sürüdüreceğiz. işlemeyen bu sistem yerine apartamadan bozma adliye binaları yenilenmelidir.
Cumhuriyet gazetesi
Milliyet gazetesi
ITO gazetesi
Baro dergisi
Vatan gazatesi
Yeni asır gazetesi
Öz hakikat dergisi
Dünya Gazetesi
Diğer gazeteleri