Ünlü bir Fransız şairi, galiba Paul Verlaine :
Hayat kısadır.Biraz aşk, biraz ümit ve sonra Allahaısmarladık…diyor..
Güzeller güzeli rahmetli annem (fotoğrafta görüldüğü gibi adeta Rita Hayworth ) İstanbul aristokrat-burjuvası olarak, Beykoz'da yalılarda oturmuş , sisli Boğaziçi'in gelip geçen gemileri damların üzerinden seyrederken , kemanı ile Mozart ve Vivaldi çalar imiş..
O yıllarda (galiba 1940'lar) savaş falan demeden, babama aşık olmuş...Babam Karadeniz erkeği; kadını kollayan, sarıp sarmalayan, biraz tutucu amma, adam gibi adam...O zamanın romansı ile evlenmişler. Annem sarayları bırakıp üç tane vıdı-vıdıcı Karadeniz görümcelerine büyük bir tevazu ve tahammül göstererek, Giresun'a gitmiş...
Yıllar bir nehir gibi akıp gitmiş. Hakimlik yılları. Burnundan kıl aldırmayan,aşırı dürüst,doğrucu Davut,tam kanun adımı olmak ne zon bu düzende.Şanssız evlilikler yapan kız kardeşleri o. Balzac roanlarındaki gibi,kaderin efendisi olamamış hiçbir zaman.Kızları okutmak için annemin bütün mallarını satmış Babam.Kadere boyun eğmiş güzel gözlü Annem...
Ben taa Lise yıllarıdan bu yana hayatın içine itilmişim.Ortaokul ve Lise eğitimi tümüyle aile dışında geçmiş.Sohnra uzun kamyonlarla Giresunh'dan İstanbul'a Babamın tayine nedeniyle taşınmamız.
Ünüversite yılları. Hayatımın en keyifli ve bohem yaşatıları. Sonra Paris..Ve Ticaret Odası,Büyük Kulüp. Eşimin vefatı,Bütün güzel insanların bembeyaz atlara binerek gitmesi.Ve.. annemin ölümü.Babamın 10 yıldır Alzemher hastalığı. Önümde eriyen çok yakınlarım. Hüzün,romans,şiir...Ve Devrim türküleri. Cumhuriyetçilerin savaşı kaybetmesi. İyisi ve kötüsüyle bu ülke bizim. Trenin son vagonunda eski günleri anarak hatıralarımı yazmak. Amma Orhan Pamuk gibi değil. O' Henry gibi. Sait Faik gibi. Yaşadıklarımı anlatmak. Son dileğim bu hayattan. Şu hikaye kitabımı bitirmek artık. Eksik olmasın Utku Varlık nefis bir kapak hazırladı:
Yenikapı'da Kafa Çekenler...Utku ne yazık Kafka gibi o taş basma gravürlerinin çoğunu yaktı. Kalan bir tanesini de bana verdi.Kapak yapmam için.Ne biçim dostlu bu.
Genç kuşakta bunların hiçbirisi yok. Ne anılar,ne romans,ne dostluk,ne de arkadaşlık. Varsa yoksa bilgisayar,e-mail ve internet. Ve büyük yalnızlık. Belki yüzyıllarca sürecek.
İşte bu sitenin amacı bu. Kitabımın porologu. Giriş bölümü.Kemandan-Kemençeye...Yenikapı Anıları.
Hepsi yaşanmış anılar. Ben biraz derinlik katmak istedim yaşadıklarımıza.Başarabilecekmiyim bilmiyorum. Şimdiden emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.