Karadeniz'li olmasına rağmen annesinden gelen İstanbul'lu rüzgarını taşımak iddiasındadır.Yakında yayınlanacak Yenikapı Hikayeleri-Kemandan Kemençeye kitabında belittiği gibi :
Arıstokrat Annesi rehmetli Bedia Hanım Kuzguncuktaki yalısında kemanı ile Mozart ve Scubert çalarmış.O zamanın romansı ile ( 1940lan falan) Karadeniz yakışıklısı Hilmi Bey'e aşık olmuş,Yani kendi deyimiyle kemandan kemençeye gitmiş.
Giresun'da doğdu. 1960'larda İstanbul'a geldi. Lise ve Üniversiteyi ( Hukuk Fakültesi) İstanbul'da bitirdi. Ortaokul 1.sınıftan lise son sınıfa kadar her sınıfı ayrı okulda ve ayrı şehirlerde okudu.Yüzlerce öğretmen ve arkadaş tanıdı. Son lise Beyoğlu Atatürk ve daha önce de Vefa lisesinde eğitim gördü..
Çalışkan öğrenciydi, bu hengamede hiç sene kaybetmedi. Yalnızca Sinema uğruna fakülte 2. sınıfta bir sömestir kaybetti. Bu nedenle sinemacılıktan vazgeçip Avukat oldu. Hukuk fakültesinde 1962'lerde büyük dostu Mete Akalın'la Hukuk Fakültesi Sinema Kulübü'nü kurdu. Türkiye'deki ilk sinema kulübü daha sonra SİNEMATEK?in kuruluşuna katıldı. Şakir Eczacıbaşı ve Onat Kutlar'la SİNEMATEK'in yönetim kurulunda yer aldı.Daha sonra Kami Suveren Ve Atilla Dorsay ile Sinema Yazarları Derneği ( SİYAD) ni kurdu.
Yeşilçam'da sinema asıstanlığı yaptı, bir filmde oynadı. Devamlı çalıştı. Bu arada Vakko'da çalıştı ve bazen memurluk bazen de mankenlik yaptı. 1973'lerde İstanbul Ticaret Odasına memur olarak girdi. Burs kazanarak Paris'e gitti ve 1973'de bir yıl Paris'te kaldı.Lisan öğrendi ve İnstitue Commerce İnternational'ı (L'ICI ) bitirdi. Daha sonra 1973 lerde İTO nun avukat kadrosuna girdi. 30 yıldır İTO da Hukuk Müşaviri olarak çalışıp,2008 de emekli oldu.
Fenerbahçe Hukuk Kurulu Başkanı olarak 1997-2000 yıllarında Fenerbançe Yönetim Kuruluna katıldı.Son Fenerbahçe Genel Kurulunda Divan Başkanlığını yaptı. Gergin kongrede Atilla İlhan'dan bir şiir okuyarak iplerin gerilmesini önledi. Feanerbahçe kongresini şiirle açan ilk kongre başkanı ünvanını kazandı.Bu tutumu ayakta alkışlandı.
Halen İTO dan emekli olarak,Büyük Kulüp Derneğinde Kültür Komitesi Başkanlığı yapıyor. İTO dan ayrılırken ,veda mesajında belirttiği gibi :
Şiire ve sanata verdiği zamanı para kaznmaya harcasaydı,önemli mal varlığı olurdu.Ancak Erich Fromm felsefesini benimsiyerek,VARLIKLI OLMAKTAN DEĞİL VAR OLMAKTAN GEÇEN hayat felsefesini rehber aldı. Ömer Haybo gibi ,gravatı ve bagajı olmadı amma iç zenginliği ve dostları oldu.
Şimdilerde ona daima destek olan, onu arkasından hep olumlu ve ışıklı kulvarlara iten sevgili karısı Semra,iki oğlu ve bir kızı ile, var olmanın dayanılmaz hafifliğini yaşayarak, bu kurtlar sofrasında VAR OLMAYA çalışıyor.